Rol Modellik ile İyi Bir Anne ve Baba Olma Üzerine, Zıtlıkların Uyumu, Astroloji ve Doğum Haritası

Nasıl iyi bir Baba ve Anne Olunur?

Çocuk sahibi olmayan birinin “iyi bir anne ve baba nasıl olunur”, diye bir yazı kaleme alması yüzmeyi bilmeyen birinin “iyi bir yüzücü nasıl olunur”, diye ahkam kesmesi gibidir ilk bakışta.


Ancak, "Korku Felsefesi" adlı kitabımda da bahsettiğim, unutulmaması gereken, benim inandığım iki önemli gerçek vardır:


1) Ruha duyularla gelen şeyler her zaman ona aklın sunduğundan daha kuvvetli tesir ederler.


2) Tutkuları en iyi tanıyan kişiler onlara en çok maruz kalanlar değil; aksine korkularına hakim olup onları yönetebilenlerdir.


Dolayısıyla, insanların nasıl boğulduğunu ya da iyi yüzdüğünü gözlemleyen, onun üzerinde akıl yürüten, belki de sevdikleri yüzerken boğulmuş olan, ancak yüzme eylemine hiç maruz kalmayan biri yüzmeyi ve onun risklerini nasıl yüzen birinden daha iyi tarif edebiliyorsa; hiç anne veya baba olmamış, ama kötüyü de iyiyi de gayet detaylı bir şekilde görmüş, gözlemlemiş ve belki de deneyimlemiş biri de iyi ebeveyni tarif edebilir, diye düşünüyorum!


İyi ebeveyn olmak için iyi olmak gerekmez!

Bir çocuğun kumaşı iyiyse sen istediğin kadar kötü bir ebeveyn ol o çocuğu etkileyemezsin! Kumaş ile kastım 3K’dır; başka bir deyişle (K)alvinizmdir, yani (K)aderdir ya da (K)arma’dır! Hristiyanlıktan örnek verirsem; bir Lutheranlar bir de Kalvinistler vardır. Lutheranlar der ki; insanın kaderi kendi elindedir, yani kaderini isterse değiştirebilir! Kalvinistler ise der ki; ne yaparsan yap kaderini hiçbir zaman değiştiremezsin, çünkü o kader doğduğunda alnına yazılmıştır! İşte o Calvinistlerin deyişine kimileri Kalvinizm kimileri Kader kimileri ise Karma der!


Sonuç olarak; ne dersek diyelim, aslında kötü ya da iyi bir ebeveyn olarak tanımladığımız bu iki kavram da çocuk için iyidir. Başka bir deyişle, çocuğun ne yaptığını biliyorsa, yani kaderi iyi yazıldıysa, bir diğer ifadeyle karması iyiyse sen istediğini yapabilirsin. Sen ya da ben kimiz ki yazılan kader karşısında? Canın isterse iyi ol, istemiyorsa da kötü ol; o çocuk eninde sonunda doğru ya da yanlış yolu, ama kendi yolunu bulacaktır. Ne mi demek istiyorum?


"İyi bir ebeveyn olmak için iyi olmak gerekir" demek; "mutlu olmak için iyi bir hayat sürmek gerekir" demek gibidir. Mutluluk iyi bir hayat ile alakalı olmadığı gibi, iyi bir ebeveyn olmak da iyi olmak ile hiçbir zaman alakalı değildir!"

Rol modellik nedir? Hangi tutkular ona eşlik eder?

Şunu demek istiyorum: Bu Dünya’da “rol model”, diye bir kavram vardır. Bu kavrama aşina olanlar muhtemelen aramızda vardır. Bu kavram “pozitif rol model” ve “negatif rol model”, diye ikiye ayrılır. Başka bir deyişle, insanlar küçük yaşlardan itibaren başkalarını rol model alarak büyür. Aslında bunun yaşla da alakası yoktur. Olgun biri bile bir başkasını rol model alabilir. Pek tabii ki, iş yerinde bile yöneticimizi pozitif veya negatif rol model alabiliriz; yönetici olduğumuzda ya onu örnek alır ona göre davranırız ya da ondan tiksinir onun yaptıklarını asla yapmayız.


Burada önemli olan şudur: Pozitif rol modelliğe “Hayranlık”, negatif rol modelliğe ise “Kıymet Vermemek” tutkuları eşlik etmektedir. Bu ikisi de “keşif” tutkusudur, zira hayranlık keşif ile alakalıdır. Hatta konumuz dışında olsa da şüphe ile birleştiğinde birçok bilimin gelişmesine neden olan tutkudur. Nitekim “Hayranlık” ve onun zıddı olan “Kıymet Vermemek” aynı yol üzerindedir; tıpkı zıt yönler olan iniş ve çıkışın aynı yol üzerinde olduğu gibi. Birinde çocuk, ebeveyninin bildiği yolları deneyimler; diğerinde ise hiç kimsenin bilmediği yolları keşfeder! Dolayısıyla, sen iyi olsan da çocuk kötü olabilir; kötü olsan da çocuk iyi olabilir, çünkü iyi ve kötü de zıttır ve aynı yol üzerindedir!


“Keşif tutkusu olan Hayranlık keşif sona erince bitecektir! Oysaki diğer keşif tutkusu olan Kıymet Vermemek ise ömür boyu devam edecektir!”

Öte yandan, rol modelliğe “Hayranlık” ve “Kıymet Vermemek” ile birlikte çoğu zaman “Hoşlanma” ve “Tiksinme” tutkuları da eşlik etmektedir. Başka bir deyişle; çocuk, ebeveyninin yaptığından hoşlanacağı gibi ona karşı zıddı olan tiksinme de hissedebilir.


Dolayısıyla, sen istersen kötü bir anne istersen de kötü bir baba ol; hatta istersen öyle olma ama başkaları sana öyle desin, bu, senin çocuğuna bir şey öğretmediğin manasına gelmemektedir. Hatta böyle kötü olarak tanımlanan anne ve babaların, “iyi” olarak tanımlanan ebeveynlere nazaran çocuklarına çok daha iyi bir öğretmen olduğuna inanırım. Neden mi böyle düşünüyorum? Şimdi açıklayayım.


İyi bir anne ve babanın çocukları hayatlarında ancak onların yollarını ve o yolların üzerindeki tali yolları bulabilir. Başka da bir şey bulamaz! Oysaki kötü olarak tanımlanan ebeveynlerin çocukları ise kendi yollarını bulurlar! Hayranlık adlı keşif, yani iyi bir anne ve baba olmak, başka bir deyişle çocuğun bilindik yolları kullanması ilk başta çocuk için güvenli gibi olabilir. Ancak, biz büyüklerin kendimize şunu sormamız lazım: Biz neyiz ki, hatta Dünya ne kadar iyi ki; çocuğumuz ne kadar iyi ve güvende olsun?


Oysaki "Kıymet Vermemek" adlı keşif ya da "Tiksinme", yani kötü anne veya babayı örnek almamak, aksine onlara kıymet vermemek ve belki de tiksinmek, onları pozitif rol model yerine negatif rol model almak; onlardan ne yapılacağını değil, aksine bu hayatta ne yapılmayacağını öğrenmek ise insana bu Dünya’da bilinmeyen yolları buldurur!


"Bu Dünya’da bilinmeyen yolları bulmak için her zaman kaybolmak gerekir; yoksa herkes o yolların nerede olduğunu bilir ve onları kolayca bulurdu!"

Dolayısıyla, bir anne veya babanın kötü olması aslında onun kötü bir ebeveyn olduğunu göstermez. Bir çocuk nasıl pozitif rol model alarak öğrenebiliyorsa, negatif rol model alarak da çevresindeki tüm insanlardan bir şeyler öğrenebilir. Hayran olarak doğru yolu bulabileceği gibi kıymet vermeyerek de yanlış yola sapmaktan kurtulabilir. Böylece kendi doğru yollarını bulabilir. Hoşlanarak örnek alacağı gibi tiksinerek neden hoşlanmaması ve kaçınması gerektiğini de öğrenebilir. O yüzden, kıymet vermemek de en az hayranlık kadar; tiksinme de en az hoşlanma kadar değerli tutkulardır. Hatta bence daha değerlidir! Tıpkı kederin de neşe kadar önemli; nefretin de sevgi kadar kıymetli olduğu gibi!


Bu durumu sadece çocuklar için de düşünmemek lazım. İş yerinizdeki yöneticinizi düşünün; tıpkı az önce söylediğim gibi. İyi biriyse ona hayran olur, ondan hoşlanır ve yönetici olduğunuzda neler yapılması gerektiğini ondan öğrenirsiniz. Kötü bir yöneticiyse de ona kıymet vermez, hatta ondan tiksinir ve ondan neler yapılmaması gerektiğini öğrenirsiniz. Her iki türlü de size öğretmen olur. Yöneticisi kötü olmasına rağmen o kişi bir de gidip o yöneticiyi pozitif rol model alıyor, yani örnek alıyor, ona hayran oluyor ve ondan hoşlanıyorsa; en büyük sorun yöneticide değil, aksine onu örnek alan kişidedir! O yöneticiyi örnek alan biri de acilen tedavi olmalıdır!


Keşif tutkuları arasındaki farklar nedir?

Ayrıca, zıt keşif tutkuları arasındaki en önemli farklardan biri de şudur: Hayranlık eninde sonunda bitecektir, tıpkı hayranlığa dayalı aşk gibi! Belki zamanla zıddı olan kıymet vermemeye, belki tiksinmeye, hatta nefrete, kimi zaman da pişmanlığa bile dönüşebilir. Kıymet vermeme ve tiksinme ise ya hiçbir zaman bitmez ve ömür boyu öğrenme devam eder ya da doğru yolları bulunca biter ve kıymet vermediğin, bazen de tiksindiğin varlığa karşı hayranlık bile oluşabilir. Nasıl mı oluyor bu? O varlığa sana negatif rol model olduğu için hayran olursun; çünkü o kişi öyle kötü olmasaydı şayet, sen hiçbir zaman şu an bulmuş olduğun doğru yolları bulamayacak ve şu anki kişiliğine dönüşemeyecek olurdun, diye düşünürsün! İşte o zaman da anlarsın ki, bir anne ve babanın kötü olması, yani negatif rol model olması aslında hiç de kötü değildir; çocuk ne yaptığını biliyorsa, daha doğrusu Calvinistlerin dediği gibi kaderi doğarken iyi yazıldıysa ya da Budistlerin dediği gibi iyi bir karmaya sahipse elbette! Zaten doğarken birinin kaderi kötü yazıldıysa, yani geçmiş hayatlarındaki karması kötüyse, annesi ve babası Dünya'nın en iyi ebeveyni bile olsa o hiçbir zaman doğru yolu bulamayacak ya da bulduysa bile yanlış yollara sapmaktan kurtulamayacak demektir.


Ebeveynin çocuğa kötüyü de öğretmesi gerekmektedir!

Ayrıca, bir çocuğa hep iyi şeyler ve doğru yolları öğretmek onu hiçbir zaman iyi yapmayacaktır. Bu dünyada çok kötülük vardır. Çocuk kötünün ne olduğunu ebeveyninden öğrenmezse şayet, onu gidip dış dünyadan öğrenecektir. Başka seçeneği yoktur! O dünyadan öğrendikleri de son derece acımasız olacaktır; hatta o öğrendiklerini ona öğretmediği için zamanla ebeveynlerinden nefret bile edebilir. İşte bu nedenle, anne ve babalar çocuklarına kötülüğü de göstermeli ve zihnine kazıyacak şekilde öğretmelidir!


Örneğin, sigara içen bir anne ve baba bir oyuncu edasıyla rol yapar, her gün hastaneye gitmek zorunda kaldığını, ne kadar rahatsız olduğunu ve nefes alamadığını çocuğuna söylerse ya da birkaç gün eve gelmeyip sigaradan dolayı hastanede yattığını çocuğuna masum bir yalan olarak söyleyip oyun oynarsa, o çocuk da kötüyü her gün görüp sigaraya hiçbir zaman yönelmeyecektir. Aksi takdirde, çocuk büyük ihtimalle ebeveynini örnek alacak; onun kötü alışkanlığından tiksinmek ve ona kıymet vermemek yerine bir de ona hayran olacak ve ondan hoşlanacaktır.


"Bu hayatta başınıza gelen en güzel şeylerden birini hayal edin! Sonra da o hayal ettiğiniz şeyin nasıl da gün gelip kötüye dönüştüğünü hatırlayın. Öte yandan, şimdi de başınıza gelen kötü şeylerden birini hayal edin. Sonra da o kötü şeyin zamanla nasıl da iyi bir şeye dönüştüğünü anımsayın. Böyle anlar herkesin hayatında olmuştur. İnsan hayatında iyi şeyler zamanla kötü; kötü şeyler de zamanla iyi olabiliyorsa iyi ebeveynlerin çocukları da kötü; kötülerin çocukları da iyi olabilir. Hepimiz kader ve karma karşısında hiç kimseyiz! Kendimizi çok da önemli görmemeliyiz!"

Çocuğun doğum haritası

Her çocuk doğduğunda bir doğum haritasıyla doğmaktadır. Doğum günü, saati ve gezegenlerin konumu bu haritayı sağlar. Astroloji bir bilim olarak pek saygı görmese de en azından doğduğu andaki gezegenlerin konumu insanın kendini tanımasına ve kaderini kısmen de olsa görmesine yardımcı olur. Bu bir hurafe değildir; aksine gerçektir ve sırf bu yüzden astroloji saygı görmelidir. Astrolojinin diğer her şeyini isteyen es geçebilir belki, ama bu gezegenlerin doğduğumuz andaki konumunu yok sayamayız. Nasıl içine doğduğumuz toplumun değerleri ve fikirleri zihnimize ekilip öyle büyüyorsak, Dünya adlı gezegene geldiğimiz anda da evrendeki gezegenlerin konumu hayatımıza ışık tutar. Olayı sadece bu gezegenin, hatta yaşadığımız toplumun değerlerine indirgeyip görmek eksik bilgi ve hatta konuya bir nevi at gözlüğüyle bakmak olacaktır. “Biz bu gezegende değil; evrende yaşıyoruz”, diye düşünmek önemli bir adımdır. Dolayısıyla, tüm ebeveynler çocuklarının doğum haritalarına bakmalı, ama onu kimseye yorumlatmamalı; aksine sadece kendileri onu incelemeli ve yorumlamayı öğrenmelidir. Böylece çocuklarının kaderini bir nebze de olsa görebileceklerdir!


*Atlar başlarını çevirmeden bile etraflarını neredeyse 360 derece görebilmektedirler. Ufak bir baş hareketiyle ise her yeri görürler. Onlar gibi geniş bir görüş açısına sahip olmayan bizler bir de onların taktığı “kapalı gözlük” denen gözlüğü takarsak daha da dar bir bakış açısına sahip oluruz. İşte bizim zihnimizi tutsak eden o gözlük de değer verdiğimiz sahte ve kıymetsiz şeyler; aile, toplum ve çevrenin fikirleri ile dolu zihnimizle sorgulamadan takip ettiğimiz kanılar, başkalarının fikirleriyle düşündüğümüzü sanmamız ve zihnin korku konusunda ruha itaatsizliğidir çoğu zaman! Bu konunun detaylı anlatımları “Korku Felsefesi” adlı kitabımda vardır.


"Bu dünyada her şey zıddıyla uyumludur. İyi bir ebeveynin çocuklarını bu dünyada kötülükler kendine çekecektir, çünkü o çocuk tüm iyiliği anne ve babasından zaten görmüştür. Kötü ebeveynin çocuklarını ise iyilik kendine çeker, çünkü kötülük zıddı olan iyilik ile uyumludur; insan bu uyumun farkına varabilirse elbette! Bildiği bir yolu aramaz hiçbir insan; işte bu yüzden onun zıddı olan bilinmeyen yollar her zaman insanı cezbedecek ve kendine çekecektir!"

Vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim.